Kur'an'a Muhatap Olma Konusunda Kadın

Hep tartışırız, kadının konumunu. Kadın erkek eşit midir, değil midir, diye. Kimi, feminist söylemlerin etkisinde kalır, kimi de geleneksel yorumların etkisiyle savunma mekanizmaları geliştirir. Önemli olan ise, bir Müslüman olarak konuya İslam'ın bakışıdır.

Kutsal kitabımız Kur'ân, insanı muhatap alır ve tüm insanları eşit olarak görür. İslam'ın isteklerine muhatap olma bakımından kadın da bir insandır ve erkekle eşittir. Kur'ân, Allah katında üstünlüğün ancak takva ile olacağına dikkat çeker. (49/13) Takva ise, Yüce Allah'ı hesaba katarak yaşamaktır. Nerede ve hangi şartta olursa olsun, insanın Allah bilinci içerisinde olması onu takvalı olmaya götürür. Bu üstünlük yarışında, kadın da aynı konumdadır.

Kur'ân'ın yönlendirdiği bu yarışta başarılı olmak ise öncelikle Kur'ân'ı doğru anlama ve onun gereklerini yerine getirmeye bağlıdır. İlk dönemden itibaren kadınlar kendilerini Kur'ân'ın muhatabı olarak kabul etmişler, onu anlamak ve gereklerini yerine getirmek için gayret etmişlerdir.

Kur'ân, Arap dilinin kuralları gereği, genel olarak söylemini eril (müzekker) zamirler üzerine kurmuştur. Şöyle ki onun tüm insanlara yönelik genel çağrılarında eril kalıplar kullanılmıştır. Örneğin yüze yakın ayette geçen "Ey iman edenler" kalıbı, erildir ve "Ey iman eden erkekler" anlamınadır. Ama bu kullanım, kadın cinsini de içerisine alır. Hz. Meryem'den övgüyle bahseden ayet (66/12) "O, gönülden itaat eden (erkek)lerdendi" ifadesiyle sona erer. Bu anlatım, Arap dilinin özellikleri ile ilgili bir durumdur. Bu kullanım ilk dönem Müslüman hanımlarının da dikkatini çekmiş olacak ki peygamberimizden bu konuda açıklama istemişlerdir.

Peygamberimizin eşlerinden Ümmü Seleme annemiz, konuyu şöyle dile getirmiştir: "Ey Allah'ın peygamberi! Yüce Allah'ın hicret konusunda kadınları andığını duymayacak mıyım?"

Onun bu sorusu üzerine Yüce Allah şu ayeti indirmiştir: "Sizden erkek olsun kadın olsun, hiç birinizin çalışmasını boşa çıkarmayacağım. Zaten siz birbirinizdensiniz.." (3/195)

Ensar hanımlarından Ümmü Umare, Peygamberimize gelip şöyle demiştir: "Bakıyorum da her şey erkeklere, kadınların hiçbir konuda esameleri okunmuyor?"

Onun bu sorusu üzerine şu ayet inmiştir:

"Müslüman erkekler ve Müslüman hanımlar.. İmanlı erkekler ve imanlı hanımlar..İtaatkar erkekler ve itaatkar hanımlar.. Doğru dürüst erkekler ve doğru dürüst hanımlar.. Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır." (33/35)

Aynı bağlamdaki bu iki rivayet, ilk dönem kadınlarının Kur'ân ayetleri ile her türlü soruyu Peygambere rahatlıkla sorabildiklerini ortaya koymaktadır. Adı geçen hanımların sorusu üzerine, bu ayetlerin inmiş olması ise, Yüce Allah'ın onlara verdiği değeri net bir biçimde göstermektedir.

Şu tarihi örnek de İslam kadınlarının Kur'ân'ı anlama ve ona vakıf olma konusundaki geldikleri yeri anlatma bakımından oldukça ilginçtir. Meymun b. Mihran'ın hizmetçisi olan kadın, bir gün sofraya sıcak bir çorba getirir. Misafirlerin  de hazır olduğu sofrada ayağı kayar ve çorba Meymun'un üzerine dökülür. Kızgınlık içerisindeki efendisine, kadın şöyle der:

"Efendim, lütfen Yüce Allah'ın şu ayetini uygula: "O takva sahipleri, öfkelerini yutanlardır.." (3/134)

Adam, tamam öfkemi yuttum, der. Kadın, efendim devamındaki "insanların kusurlarını affederler" kısmı ile de amel et, der.

Adam, tamam seni affettim, der. Kadın, iyi ama Yüce Allah, ayetin sonunda "Allah, iyilik ihsan sahiplerini sever" buyuruyor, deyince Meymun şöyle cevap verir:

"Tamam sana ihsan ediyorum ve Allah için sen özgürsün!" (Kurtubi, Tefsir, IV, 207)

Bu olaydan çıkan dersleri şöyle özetleyebiliriz:

  1. Olayda hizmetçi bir kızın Kur'ân ayetlerine vukufiyeti ilk dikkatimizi çeken şeylerdendir. Kadın, karşılaştığı olaya ayetler ışığında bakıp onu değerlendirebiliyor.
  2. Efendisi ve misafirlerinin yanında suçlu durumda olan, bir hizmetçi çok rahat bir şekilde derdini anlatabiliyor.
  3. Üzerine kaynar çorba dökülen efendi, hizmetçisine özgürce kendini ifade edebilme imkanı tanıyor.
  4. Efendi, kendisine okunan ayetlerin gereğini hemen yerine getiriyor. Hem de hizmetçisinin hatırlatmasıyla.

Huzurlu bir toplum için, âmirinden memuruna, erkeğinden kadınına Kur'ân'ı bilen ve hayatı Kur'ân olan insanlar ne kadar da muhtacız.

Prof.Dr. Ali AKPINAR
Konya İl Müftüsü